Girişimcilik

Kendi İşinizi mi Kurmak İstiyorsunuz? Önce Bunu Okuyun

Küçük İşletme Gerçekleri

Kendi işinizi kurup kendi işinizin patronu mu olmak istiyorsunuz? Sonsuz boş zamanınızın olduğu, koltuğunuzda oturup dizüstü bilgisayarınızdan binlerce lira kazandığınız hayallere kapılmadan önce size durumun gerçek yüzünü, küçük işletme sahibi olmanın 5 dezavantajını anlatmak istedik.

1. Sürekli ve güvenilir gelirinize veda edin.

Hiçbir iş %100 güvenli değildir. Hatta kendi şirketinizde kendi gelirinizi kontrol etmenin maaşlı bir çalışan olmaktan daha güvenceli olabilir(çünkü küçülme gibi riskler yoktur). Ancak özellikle yeni başladığınız zamanlarda böyle hissetmek çok zordur. En eski, köklü şirketler bile satışlarının devam edeceğinin garantisini veremez. Haftadan haftaya iniş ve çıkışlar yaşarsınız ve sıradaki satışınızın ne zaman ve nereden geleceğini kesin bir şekilde bilemezsiniz. Harika aylar ve kötü aylarınız olacaktır, kesin olan tek şey belirsizliktir. Her ay belirli günlerde yatan düzenli bir maaş kendi işinizin iniş çıkışlarından çok daha güvencelidir.

2. İşiniz hayatınızdır.

Maaşlı çalışanlar genellikle işten çıktığında iş biter. Ancak çoğu küçük iş sahibi işleriyle uyuyup işleriyle uyanırlar, yani aslında hiçbir zaman işleri bitmez. Online olarak çalışacaksanız eğer en basitinden e-postalarınızı 24 saat boyunca her an kontrol etmek zorundasınız. Kendi işinizi başlattığınızda 9-5 ya da 8-6 çalışmayacaksınız. Başlarda başkalarını işe alabilene kadar çalışma saatleriniz uzun olacak ve hafta sonu diye bir şey olmayacak. Ancak akıllıca davranırsanız, gerçekçi hedefler belirleyip hayatın denge meselesi olduğunu hatırlarsanız kendi işinizi yürütmek normal bir işten kesinlikle daha az yorucu olacaktır.

3. Şirketinizi satana kadar gerçekten para kazanamayabilirsiniz.

Maalesef çoğu küçük iş sahibi ortalama bir maaştan daha fazla para kazanamaz, hatta bazen daha az bile kazanır. Yani eğer sadece ekonomik kazanç için kendi işinizi kurmayı düşünüyorsanız bu önceliğinizi yeniden gözden geçirmelisiniz. Talih kuşu iş sahiplerine genelde şirketlerini satana kadar konmaz. Bu satıştan kazanılan para da emeklilik için kullanılır. Bunun yanı sıra, piyango kazanmadan veya miras kalmadan çok zengin olmanın tek yolu da kendi işinizi kurmaktır.

Gerçekte şirketlerin çok küçük bir yüzdesi sahiplerini gerçekten zengin eder, diğerleri ortalama bir maaş getirip getirmemek arasında yalpalar. Tabii bu ortalama kazanan iş sahiplerinin çoğu hayat tarzlarından çok memnundur ve istedikleri kadar çalışırlar. Kendi işinizi kurmanın sizi zengin etme potansiyeli vardır ama size asla zengin etmeyebilir de. Daha önemlisi, kendi işiniz hedeflerinizi basit tuttuğunuz ve yaşam tarzını maddiyatın üzerinde tuttuğunuz sürece sizi daha mutlu bir insan yapacaktır. Herkes zengin olabilir ancak gerçek mutluluk, manevi zenginlikte yatar.

4. Emeklilik ikramiyesi, yıllık izin veya hastalık izniniz yok.

Şimdiden emeklilik hakkında düşünmüyor olabilirsiniz ama işvereninizin çalışmayı bıraktığınız zamanı düşünerek sizin için kenara para koyduğunu düşünmek iyi bir his. Bir iş sahibi olarak kendi patronunuz olursunuz ve çalışanlarınızın ikramiyesinin yanı sıra kendi emekliliğinizi de düşünmeniz gerekir. Bu maaşlı bir çalışanken endişelenmenize gerek olmayan şeylerden sadece biridir.

İş sahipleri için “izin” çok yabancı bir konsepttir. Hatta izindeyken para kazanmak her iş sahibinin hayalidir. Haftanın 7 günü, hastayken bile çalışan iş sahipleri hakkında çok hikaye duymuşsunuzdur. Eğer her şeyi doğru yaparsanız, şirketiniz siz bir rahatsızlık veya mucize eseri bir tatil sebebiyle yokken de çalışabilmelidir. Ama çoğu iş sahibi kendilerini şirket düzeninin çok kritik bir parçası olarak yerleştirdiği için onların yokluğunda makinenin çalışması imkansızlaşır. İş sahibi iş üzerine çalışmalıdır, işin içinde değil. Bu zamanla öğrenmeniz gereken bir yetenektir ve ilk zamanlarda başarılması oldukça güçtür. Özellikle sermayenizin kısıtlı olduğu başlangıç evrelerinde işin içinde çalışmanız neredeyse kaçınılmazdır. Kendi işinizi kuracaksanız her yıl çıktığınız uzun Çeşme tatilinizi en azından ilk yıllar için unutmalısınız, sadece hafta sonu kaçamakları yapabileceğiniz bir dönem sizi bekliyor.

5. İş arkadaşlarınızı unutun.

Solopreneur’un (tek başına girişim yapan kişi) iş arkadaşı olmaz. İyi ihtimalle bir gün arkadaşınız olabilecek çalışanlar işe alabilirsiniz ama dinamiğiniz her zaman çalışan ve iş veren seviyesinde kalacaktır. Meslektaşlarınızla paylaştığınız yoğun, canlı, muhabbeti bol bir ofise, öğle yemeklerine, çay-kahve saatlerine, cuma iş çıkışı bir şeyler içmeye çıkmaya, grupça eğlenmeye, hep birlikte patronunuzdan şikâyet etmeye elveda diyebilirsiniz.

Tamam, bu tam olarak doğru değil. Yeni durumunuz maaşlı bir çalışan olmaktan çok farklı, evet, ama harika çalışma ortamları olan bir sürü küçük şirket de var. Fark şu ki, patron olarak sosyalleşme ortamını siz yaratmalısınız. Bunu her çalışanın arkadaş, ofisin iş de yapılan bir parti gibi olduğu harika bir şirket kültürü geliştirerek başarabilirsiniz. Eğer çalışanlarınız yoksa, evinde yalnız başına iş yapan bir yabaniye dönüşmemek sizin kontrolünüzde. Diğer iş sahipleriyle (veya iletişim kurmak istediğiniz türden insanlarla) etkinlikler düzenleyerek sosyalleşmeli, grup ve kulüplerde aktif olarak rol almalı, home ofis’inizi arada bir terk edip gerçek insanlarla iletişim kurmalısınız. Kendi işinizi yürütürken her konuda olduğu gibi, sosyal hayatınızdan da siz sorumlusunuz.

Benzer Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca Kontrol Edin

Close
Close